24 01 2010

Türk Ressamlar ve Eserleri

Ünlü Türk Ressamlar, Ressam Hoca Ali Rıza Eserleri

Image Hosted by ImageShack.us

Hoca Alı RIza – Çınar Altında

Image Hosted by ImageShack.us

Hoca Alı RIza – Fenerli Sokak

Image Hosted by ImageShack.us

Hoca Alı RIza – İftar Sofrası

Image Hosted by ImageShack.us

Hoca Alı RIza – Kız Kulesi

Image Hosted by ImageShack.us

Hoca Alı RIza – Peyzaj

OSMAN HAMDİ BEY
[Linkleri görebilmek için üye olmaniz gerekmektedir. Hizli üye olmak için tiklayiniz!!]

Osman Hamdi, (doğum 1842 İstanbul - ölüm 24 Şubat 1910 İstanbul) 1860'da hukuk öğrenimi için Paris'e gitti. Hukuk öğreniminin yanı sıra o dönemim ünlü ressamlarının atölyelerinde çıraklık yaparak iyi de bir resim eğitimi aldı.
1869 yılında Bağdat Yabancı İşler Müdürlüğü''ne atandı. 1871'de İstanbul'a geri dönünce sarayda çalıştı. 1881'de Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi)'a atandı. Bu görevi ile Türk müzeciliğinin parlak dönemleri başladı. 1883 yılında Güzel Sanatlar Akademisi Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi'ni ve İstanbul Arkeoloji Müzesi'ni kurdu ve müdürlüklerini üstlendi. 1884'te o güne kadar hiç gündeme gelmemiş olan ve çokça kayıp verilmiş olunan bir zaafı, antik eserlerin yurt dışına çıkarılmasını yasaklayan Asr-ı Atîka Nizamnâmesini çıkarttırark yürürlüğe soktu.
Osman Hamdi Bey, Nemrut Dağı, Lagina Tapınağı ve Sayda'da arkeolojik kazılar gerçekleştirdi. Sayda'da yaptığı kazılarda bulduğu, arkeoloji dünyasının başyapıtlarından sayılan, aralarında İskender Lahiti'nin de bulunduğu bir takım antik eserler çıkardı. Burada bulunan eserler bugün Osman Hamdi Bey'in bulmuş olduğu birçok eser gibi, kendisinin temellerini attırdığı İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergilendi.

Bazı Önemli Eserleri

Kahve Ocağı (1879)
Haremden (1880)
İki Müzisyen Kız (1880)
Kuran okuyan Kız (1880)
Çarşaflanan Kadınlar (1880)
Vazo Yerleştiren Kız (1881)
Gebze’den Manzara (1881)
Çekik Gözlü Kız-Tevfika (1882)
Türbe Ziyaretinde İki Genç Kız I
Türbe Ziyaretinde İki Genç Kız II (1890)
Feraceli Kadınlar (1904)
Pembe Başlıklı Kız (1904)
Kaplumbağa Terbiyecisi (1906)
Mimozalı Kadın (1906)
Şehzade Türbesinde Derviş (1908)
Silah Taciri (1908)
Beyaz Entarili Kız (1908)
Sarı Kurdeleli Kız (1909)

Kaplumbağa Terbiyecisi




"Osman Hamdi’nin en ilgi çeken ve özgün eserlerinden birisidir. 1906 tarihli eser, özellikle "Lale Devri"ndeki "Sadabad Eğlenceleri"nde geceleri bahçelerin aydınlatılması için kaplumbağaların sırtlarına mumlar dikilerek serbest bırakıldıkları bilgisi bir ipucu olabilir. Yani Osmanlı’nın devlet düzeninde "kaplumbağalar" da "kapıkulları" arasında yer almışlardır.
Bu arada birkaç Osmanlı kurumunun (Sanay-i Nefise, Asar-ı Atika Müzesi, Duyun-u Umumiye, vb.) en üst düzeyinde yönetici olan Hamdi Bey’in kendi iş yapma alışkanlığı/tarzı ile astlarının yaklaşımlarına ilişkin bir allegori akla gelmektedir. Osman Hamdi’nin kendisi olan "Terbiyeci" elinde neyi, boynunda maşası sırtında "keşkül-ü fıkarası" (dervişane bir tevekkülü akla getirmektedir. Hafif öne eğilmiş olarak yapraklarını yiyen üç kaplumbağaya nezaret etmektedir.
Arkada kalan iki kaplumbağa ise yemeğe yanaşmaya çalışmaktadır. Osman Hamdi Bey’in mesai arkadaşlarına yönelik acımasız, ümitsiz bir hicvi olarak yorumlanabilir bir resim bu... Önemli olan, alçaktaki tek ışık kaynağından gelen ışıkla aydınlanan resmin, öğelerinin ilgiyi konuya odaklayan bir yalınlık ve kurgu ile her tür gereksiz ayrıntının ayıklandığı çok başarılı bir bir başyapıt olmasıdır.
Uzun süre işadamı Erol Aksoy'un koleksiyonunda bulunan tablo Erol Aksoy'un varlıklarına TMSF'nin el koymasıyla geçici süre devlete geçmiştir. Eser Aralık 2004'de açık arttırmaya çıkarıldı. Türk resim sanatının en yüksek bedeline çıkan fiyatla Suna Kıraç-İnan Kıraç Vakfı kuruluşu Pera Sanat Müzesi açık arttırmayı kazandı.
Tablo bugün Suna Kıraç-İnan Kıraç Vakfı Pera Sanat Müzesi'nde sergilenmektedir.
Yaşayan en pahalı iki Türk ressamı: İyem, Doğançay

 

Ünlü galericiler Yahşi Baraz, Tevfik İhtiyar, Evin İyem ve Haluk Dostoğlu, müzayedeci Raffi Portakal ve koleksiyoncu Mustafa Taviloğlu, Türkiye'nin yaşayan en pahalı ressamlarını seçti.

 

1952-53 La Grande Chaumiere'de Sanat Kursları, Paris 1965 Guggenheim Müzesi tarafından bir eseri satın alındı. New York-ABD 1969 Litografi Çalışmaları, Los Angeles-ABD İsviçre'de yaşadı. Dünya Fotoğraf Projesi'ni gerçekleştirmek üzere dış ülkeleri dolaştı 1978 New York'a döndü 1984 Enka Bilim Sanat Ödülü aldı 1994 Kültür ve sanata önemli katkılarından dolayı, 'Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Madalyası' aldı 1995 Duvar Resimleri ve 'Dünya Fotoğraf Projesi' kapsamında Vietnam, Burma, Nepal, Bangladeş, Sri Lanka, Bahreyn, Katar, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Lübnan ve Suriye gezdi 1977-98 Azerbaycan ve Ukrayna ile gezi yaptığı ülkeler 108'e ulaştı. 1998-99 New York şehri 100. yıl kutlama programı içinde JFK Havalimanı'nda Brooklyn Köprüsü Sergisi';ne katıldı. New York'ta yaşıyor.

 

-------------------
 
İki isim ön planda

 

Türkiye'nin önde gelen galeri ve koleksiyoncularının saydığı yaşayan en pahalı ressamlar arasında iki isim ön plana çıkıyor: Biri Beyoğlu'nda müze de açan Burhan Doğançay, diğeri yaşamını Şile'de sürdüren 89 yaşındaki Nuri İyem. Her ikisinin de resimleri bugün yaklaşık 4 bin dolar civarında satılıyor.

"Eskiden resim para etmiyordu. Dolayısıyla insanlar yatırım yapmak için değil, zevklerini tatmin etmek için resim alıyorlardı. Bugün 100 milyar lira değerindeki İbrahim Çallı'nın eseri galeriye geldiğinde, ona daha küçük bir fiyat biçerdim" diyor ünlü galerici Yahşi Baraz ve Türklerin resme bakışlarıyla ilgili yorumlarını şöyle sürdürüyor: "Bizde resim kültürü Batı toplumunun 100 yıl gerisinde. Batı'da resim olgusu şöyle işliyor: İnsanlar doyma noktasına gelinceye kadar resimleri önce kendine topluyor, daha sonraysa müzelere bağışlayarak halka veriyor. Bizde öncelikle yeni gelen kuşaklara resmi öğretmek için resim müzelerinin açılması şart. 2010'lu yıllarda mutlaka avantgarde Türk zenginlerinin çoğalacağına ve müze açılacağına inanıyorum."

Elbette Yahşi Baraz'ın söyledikleri yukarıda alıntı yaptıklarımızla sınırlı değildi. "Yaşayan en pahalı Türk ressam kim" sorumuza cevabı Burhan Doğançay ve Nuri İyem'di.

Baraz, başta sorduğumuz soruyu derinlemesine açarak, "Gerçekten iyi ressamlarımızın kim olduğunu söyleyebilmek için klasik, empresyonist, Cumhuriyet Dönemi diye ressamlarımızı kategorize etmek gerekirdi. Çağdaş resim müzelerimiz daha çok olsaydı, eserleri müzeye girenler ya da girmeyenler diye karar verebilirdik" diyor. Fiyatlardaki dalgalanmaların nedeniyle ilgili olarak ise, "Çok galeri açılıyor, çok da kapanıyor. Bakın bu iş Avrupa'da nasıl yapılıyor: Ünlü galeriler ressamlarını seçerler. Ve hep o ressamla çalışırlar. O galerici, o ressamın yılda kaç resim yaptığını, kime sattığını, nasıl bir gelişim kaydettiğini takip eder. Bizde ise 60-70 yaşına gelmiş bir ressamın biyografisini incelediğinizde, Türkiye'nin bütün galerilerinde sergi açtığını görüyorsunuz.

Bu, aslında bir komedi. Adamın nerede durduğu belli değil. Bir başka örnek de basınla samimi olup, kurduğu dostluklarla meşhur olan ressamlar. Fiyatlarını, bu ilişki bir anda yükseltiyor. Basına bu anlamda büyük görev düşüyor. Çünkü resim alıcısı bilinç olarak düşük düzeyde. Resim sanatını bilmiyor" diyor.

Antik Sanat Galerisi'nin sahibi Tevfik İhtiyar'ın listesi biraz uzun: Nuri İyem, Burhan Doğançay, Ferruh Başağa, Adnan Çoker, Mehmet Güleryüz, Komet, Bedri Baykam, Balkan Naci İslimyeli, Fikret Otyam ve Nedret Sekban...

İhtiyar'ın, "Resim ülkemizde bir yatırım aracı olarak görülmeye başlandı mı?" sorusuna cevabı ise şöyle: "Türkiye'de henüz bir yatırım aracı değil. Enflasyonu çok yüksek bir ülke olduğu için, resim ve antika bir yatırım aracı olarak kabul edilmiyor. Resmin Türkiye'de yatırım aracı olması için bir kere milli gelirin kişi başına 10 bin dolara çıkması gerekiyor. Ayrıca resim, İstanbul ve biraz da Ankara dışında hiçbir şehirde değer ifade etmiyor. Onların bellemiş olduğu klişe ressamlar var, herkes onları satın alıyor."

 

Üç tip resim alıcısı var

 

Türkiye'nin önde gelen sanat galerilerinden Nev'in sahibi ve ortağı Haldun Dostoğlu da hiç düşünmeden oyunu Burhan Doğançay ve Nuri İyem'den yana kullanıyor. Ve resim alıcılarının genel karakterini anlatıyor: "Kabaca üç tip resim alıcısı var: Yeni satın aldığı evin dekorasyonunu tamamlamak için resim alanlar, sanatı sadece müzayedelerden izleyenler ve bir de danışmanlarla ya da birkaç galeriyle çalışan alıcılar. Resim almak tamamen bir güven ilişkisiyle oluşuyor. Bu güven sarsılırsa resim piyasası çöker. Ülkemizde resim piyasasındaki bu etik, 1980'lerden sonra oturmaya başladı. Resim piyasasındaki en büyük sorunsa çağdaş ve modern sanat müzelerinin olmayışı."

Evin Sanat Galerisi'nin sahibi Nuri İyem'in gelini Evin İyem'e göre, yaşayan en pahalı ressam tabii ki Nuri İyem. Diyor ki: "Bazı ressamların galerideki etiket fiyatlarının gerçekçi olmadığına inanıyorum. Bazı galerilerin yaptığı yarı yarıya varan indirimler, uzun dönemli taksitler, galerisine güven duymayan ressamların atölyeden yaptığı satışlar doğrultusunda, piyasada söylenen rakamların gerçekdışı olduğu kanısına varıyorum. Galeride görülen fiyatlarla, satış yapan sanatçıların zaten ikinci el satışlarında da bu fiyatlara ulaşılıyor. Bizim galerimizde örneğin satış fiyatı en yüksek ressamımız Nuri İyem'in fiyatları 3- 30 bin dolar arasında değişiyor. Bu fiyatları belirlerken daha önce de söylediğim gibi, ikinci el fiyatları ve talep etkin oluyor. Örneğin; Nuri İyem resimleri 2004 müzayedelerinde KDV ve müzayede şirketinin komisyonu da eklenince 4 bin dolardan başlıyor."

Türkiye'de bilinen ressam sayısı 3 bin 700; sadece New York'ta ise 300 bin ressam yaşıyor. Resim satıp ev alan insanlara rastlamak mümkün günümüzde. Bize bu istatiksel bilgileri veren ve yine yaşayan en pahalı Türk ressam olarak Burhan Doğançay ve Nuri İyem'i seçen antika uzmanı Raffi Portakal'a göre, yatırım araçlarını kasada kilitlenmekten çıkarıyor güzel sanatlar. "Duvarınızı, vitrinlerinizi süslüyor. Bundan güzel bir şey olabilir mi? Hem onu yaşıyorsunuz, hem onu ailenize, yakınlarınıza sunup kültürle ilgili bağlarınızı sağlamlaştırıyorsunuz" diyor Raffi Portakal.

1972 yılında ilk kez resim almaya başladığında, ileride hayatının önemli bir parçası haline gelecek bir koleksiyona başladığının farkında olmayan bir koleksiyoner Mustafa Taviloğlu. 2 bin liraya aldığı ilk resim, onun hayatında yeni bir dönem açmış. Ve resim merakı zamanla tutkuya dönüşmüş. Mudo mağazalarının sahibi Mustafa Taviloğlu, bugün 841 resimden oluşan önemli bir koleksiyona sahip. "Ben resme çok vakit ayırdım, çok araştırdım, sanatçıları sevdim ve amatör bir heyecanla, daha çok, tanıdığım sanatçıların resimlerini seçtim. Türkiye'de koleksiyonerlerin sayısı 200'ü geçmiyor. Evine resim satın alanların sayısı ise 1500'ü bulmuyor" diyen Taviloğlu'nun listesi ise Burhan Doğançay, Nuri İyem ve Ferruh Başağa'dan oluşuyor.

 

---------------
 


Nuri İyem-Burhan Doğançay
Ferruh Başağa
Adnan Çoker
Mehmet Güleryüz
Komet

 

-
 

 

 

Pahalı ressamlar Top 5 Diğer isimler: Bedri Baykam, Balkan Naci İslimyeli, Fikret Otyam, Nedret Sekban Yasemin YURTMAN
Ülkemizin önde gelen galericilerin söylediğine göre, Türkiye'de 200 dolayında resim koleksiyoncusu var. Bu zevk ve tabii para sahibi kişilerin en çok ilgi gösterdiği ressamlar arasında, tahmin edilenin aksine, 'yaşamayanlar' değil, 'yaşayanlar' var. Bu durum, sadece Türkiye'ye özgü de değil. Yurtdışında da koleksiyonerlerin ilk tercihi, halen yaşayan ressamlardan yana. Peki eskiden nasıldı? Picasso, Van Gogh ya da Monet... Hepsi tüm hayatları boyunca resim yaptılar, ama fakirdiler. Çünkü yaşayan ressamlara pek ilgi gösterilmiyordu bundan daha bir asır öncesine kadar. Ancak koleksiyoncu sayısının artmasıyla, bu durum değişti. Çünkü, ressamı yaşarken fark etmek, aslında daha çok para kazandırıyor, prestij sahibi yapıyor.

 

 

 

 

Nuri İyem

 

 





1915 doğumlu olan sanatçı, Nazmi Ziya aracılığıyla Akademi'nin orta bölümüne kaydını yaptırmış. Nazmi Ziya, İbrahim Çallı ve Hikmet Onat atölyelerinde çalıştıktan sonra Levy'den dersler alan Nuri İyem, Akademi'nin orta bölümünden Ragıp Gökcan ile birlikte birinciliği paylaşarak mezun oldu. Yüksek bölümü yeni açılan Akademi'ye 1940 yılında yeniden giren ve dört yıl sonra okulu bitiren ressam, toplumcu-gerçekçi sanat anlayışını paylaştığı arkadaşlarıyla 'Yeniler Grubu'nu kurdu. Boyut ve soyut sonrası olmak üzere iki dönem altında biçimlenen Nuri İyem'in sanatı, akademi merkezli sanat görüşlerine karşıt bir seçenek üzerinde kimliğini buldu.

 

 

 
--------------------------------------------------
Frida Kahlo'nun New York ve Paris'te yaşarken yaptığı resimleri önceden alanlar, dünyaca ünlü koleksiyoncular haline geldiler örneğin. Türkiye'de de Burhan Doğançay, Nuri İyem, İsmail Acar, Ferruh Başağa gibi ressamlar, koleksiyoncular tarafından baş tacı ediliyor neredeyse. Türkiye'nin en ünlü koleksiyoncusu ise, elindeki Burhan Doğançay koleksiyonuyla Çağa Hukuk Bürosu desek yanlış olmaz herhalde. Hem bu değişimi konuşmak hem de yaşayan en pahalı Türk ressam ya da ressamları belirleyebilmek için ilk önce galericilerin, sonra müzayedecilerin ve tabii koleksiyonerlerin kapısını çaldık.

Yanıt veren az. Çünkü hemen her galeri ve koleksiyoncu, kendi çalıştığı ressamı öne çıkarmaya çalışıyor. Objektif olabilmek adına biz de çalıştığı ressamı ön plana çıkarmaya ihtiyacı olmayan Yahşi Baraz, Tevfik İhtiyar, Raffi Portakal, Evin İyem ve Mustafa Taviloğlu'na yöneldik. Seçimleri birbirinden çok farklı değil elbette. Çünkü resim piyasasına hâkimler, ileride hangi ressamın adının yaşayacağını biliyorlar.

 

 

 

 

Burhan Doğançay

 

 


 

 

23810
0
0
Yorum Yaz